ŞAİRİNE YAZILAR-E. Bülent Yardımcı

Eski sayılar, eski tartışmalar

Kullanıcı avatarı
sstuncel
Özgür Dost
Mesajlar: 8592
Kayıt: Prş Eki 13, 2005 09:13
İletişim:

ŞAİRİNE YAZILAR-E. Bülent Yardımcı

Mesajgönderen sstuncel » Cmt Ağu 08, 2009 18:28

E. Bülent Yardımcı

ŞAİRİNE YAZILAR


“Ölümsüzlük herkesin harcı değildir.”
Goethe

Bir Ana kadın, papatya oldu şimdi. Huzurlu, korkusuz, gülümseyerek buluştu sonsuzluğuyla. Direniş, eylemlilik ve yapkınlıktı ömrü. Yaşarken, Gandileşmişti; sonsuzluğu karanlığa, aymazlığa, saygısızlığa, utanmazlığa şamar oldu.
***
Yazı üzerine yazı yazmak güzeldir. Ancak nedeni “kışkırtılmak”, kızgınlık, övmek / yermek, iyilik/kötülük etmek olmamalıdır. Yazı üzerine yazı yazmanın nedeni esinlenmek olmalıdır. Ancak esin kaynağınızda güzeli ararken, yansıtırken; var ise yanlış olanı, güzel olmayanı ya da eksik / fazla olanı konu etmek; konu edilen disiplindeki genel / özel güzellik kavrayışına bir saygı anlamı taşır. Bu saygının özü de ilgi disiplindekilerin canının istediği gibi yazması değil o disiplinin gerektirdiği biçim / biçem anlayışına göre yazmasıdır. Yararlı, ilerletici, kalıcı olan da budur. Gerisi lafazanlıktan, şarlatanlıktan öte bir anlam taşımaz.
***
Sanat/edebiyat çeşitli türleri içinde barındıran ve bu gün artık estetik bağlamda temel ölçütlerini oluşturmuş evrensel ve ulusal bir insanlık değeridir. Bireysel bir eylem gibi görünse de aslında toplumsal bir eylemdir. Bu bağlamda sanatçı / yazar sorumluluğu öncelikle ulusal sonra da evrensel bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu hücrelerinde duyumsamayanlardan da hiçbir şey olmaz. “Sel gider kum kalır.” Bu dünyada bir kum tanesi olarak kalmak isteyenlere bir şey söylemektir; “Şairine Yazılar”ın amacı.

Taş Baskısı, Veysel Çolak, Dize/161

Çolak, bu şiirinde Gazze’de yaşanan dehşeti anlatıyor; “gövdem, sapanındaki taş Filistinli çocuğun” diyerek. "Taş Baskısı" politik aşk şiirine güzel bir örnek olmuş; ama bence şairin şiir pratiği bağlamında kısaca değinilmesi gereken birkaç nokta var; "...zonklayan bir yara gibi kalbim..." söyleyişinde benzetme ilgeci kanımca gereksiz. Çolak, ırmak bir şiir olan ve ABD emperyalizminin Irak’a saldıracağını doğru bir öngörüyle içinde barındıran “Irakmaye” de bir kez bile “gibi” benzetme ilgecine gereksinim duymamıştı. “Gibi” mezarlığına dönüştürülen şiir ortamımız göz önüne getirildiğinde bu bilinçli seçim önemsenmesi gereken bir durumdu. Zira, şiirde bir eylemi fiil kullanmadan okura aktarabilmek ne denli önemliyse; benzetme ilgecine gereksinim duymaksızın benzetmeler, anlam / yoğunluklar yaratabilmek de o denli önemlidir. Elbette, “gibi” ya da diğer benzetme ilgeçlerini kullanmak şairlerin seçimidir; ama bu, imge yaratımında bir kolaycılığın yeğlenmesi olarak görülebilir; şiirimizin vardığı düzey bağlamında da görülmelidir. “Taş Baskısı” na yeniden dönelim. Zonklayan bir yara kalbim, dendiğinde anlamda bir eksilme, ses ve ritimde bir düşme olmadığı düşünülmelidir. Ayrıca, "yara", "acı, acı içinde", "ağrıyan yer" vb. söylemeler yağmacı şairler(!) tarafından eskitilmiştir. "Her şiir öncekine ihtilal" olmalıdır; ancak bu ihtilal sadece anlam katmanları yaratımıyla sınırlı olmamalı, sözcük kullanımı ve kalıpları da içine almalıdır. Öncü şairlerin böylesi ek uğraşları da vardır. Yağmalanmanın dayanılmaz hafifliğine karşın ilerletmenin, çınar ağacında yeni dallar yeşertmenin biricik yolu da budur.

Beyaz Sayfa Açalım, M. Mazhar Alpan, Dize/161

Aşk güzel şey. Bencilliğin en büyük düşmanı, paylaşmanın hassas terazisi. İster bir insana, ister bir ideolojiye, ister doğaya bir aşk duyulsun; yüceltir, aşkınlaştırır insanı. Onu şiirleştirmek ise çok daha güzel bir eylem. Ama bir aşk şiiri olmayı istemiş "Beyaz Sayfa Açalım" başlıklı şiir, şairin daha önce yazdıklarına karşı bir sorumsuzluk örneği olmuş sanki. Şairin sezdirmeye, okurla paylaşmaya çalıştığı aşkın coşkusu, heyecanı, şiirsel bir dille taçlandırılamamış. Sözcükler, dizeler, bölümler arasında ses ve ritimde gereken uyumun sağlanamaması şiirin bütününde bir armoni sorununa yol açmış. “Hadi gel!’ dersin el ele tutuşalım / Göğün camına yazalım” söylemesinde dönemselliğini tamamlamış bir uyak anlayışını örneklenmiş(!) Dil tadı veren şiirlere imza atmış bir şair olan Alphan yayımlayacağı şiir / şiirler konusunda daha titiz olmalı / olmalıydı. Geçen sayıdaki yazımda da belirtmiştim. Bir şiirde “Onlarca yılda oluşup dile yerleşen deyimler ya da atasözleri kullanılacaksa, o dilsel mantık kullanılmalıdır.” diye. Şair “geçmişe sünger çekmek” deyimini "Beyaz bir sayfa çekersin geçmişe" şeklinde değiştirip kullanmış. Geçmişe sünger çekilir, geleceğe beyaz sayfa açılır. Şiirin başlığı olarak da “Beyaz Sayfa Açalım” seçilmişken geçmişe beyaz sayfa çekmenin dilsel mantıkla ilgisini şair yeniden düşünmelidir.

Kara Vicdanlı İki Peri, Emel İrtem, Dize/160

"Kötülük aklın, kötülük tasarlanmış, kötülük karşısında, iyilik/ve kötülük, kötülük ruhun, bir kötülükten sonra, kötülüğü iyiye çevirebilir bir Meryem, Votka'nın kötülüğüne, ikisi de ne kötü, kötülük cennete yağan kar gibi" Emel İrtem bu kadar kötülüğü bir şiirine sığdırabilmiş. Kötü/kötülük usunuzda bu denli rahatsız edici bir hal almışsa, konuya ilişkin bir yazı kaleme almak sanırım daha doğru olacaktı. Zaman zaman her insan bazı duygu ya da bazı kavramlara yoğunlaşabilir; ama bu yoğunluk bir sözcüğü bir şiirde on kez kullanma sonucu doğurmamalıdır, diye düşünülmeli. Şiir bir sezdirme sanattır. Ölüm ya da yaşam, hüzün ya da neşe, iyilik ya da kötülük, ne anlatılacaksa konuya ilişkin ilgi sözcük/ler kullanılmadan da anlatabilmek güzeldir. “Artık demir almak vakti gelmişse bu limandan/Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan” örneğinde olduğu gibi."Votka'nın" özel isimmiş gibi yazılması, kullanılacaksa imla işaretlerinin şiirde de doğru kullanılması gerektiğini anımsatması açısından kayda değer.
Şiir dünyanın sonunu görecektir. Şiirle kalın.
Yazabilecek birini bulup çıkarmak da en az yazmak kadar önemli -- belki daha önemli bir iş.

Emel İrtem
Merhaba
Mesajlar: 1
Kayıt: Cmt Ağu 15, 2009 05:17
İletişim:

Mesajgönderen Emel İrtem » Prş Ağu 27, 2009 09:28

merhaba

1) bu kötülük o kötülük değil
2)Yahya Kemal'in son gemisi Celile Hanım'a bir nidadır. ölüm'ü biz yakıştırırız.
3) Votka 'nın özel isim olarak kullanılmış olacağı düşünülmelidir. "ben likitim ve Votka mesela..
4) şairine imlası sorulmaz. dili eğip büken imla değildir.
teşekkür ederim...


“Dize Arşivi” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 17 misafir

cron